Tarihten günümüze Esence (Eşkel)

Bursa’ya 53, Mudanya’ya 22 km. uzaklıkta olan Eşkel’in, asıl köy merkezi olan Esence sahildeki kısma 2 km kadar mesafede yer alıyor. Burası, Marmara Denizi’ni, küçük limanı ve İmralı adasını gören bir konumda kurulu.

Yerleşmenin tarihi, Antik döneme kadar gidiyor. Uzun yıllar Bithynler, Romalılar, Bizanslılar yaşamış bu yörelerde. Bunların ardından da Osmanlı gelmiş.

Günümüzün mahallesi olan köy, eskiden de olduğu gibi iki ayrı bölümden oluşmakta. Asıl köy, sahilin 1,5 km. kadar güneyindeki bayırda. Küçük körfezin etrafına sıralanmış evleriyle bir turizm merkezi olan diğer kısmı ise daha çok köy dışından gelenlerin oturduğu bir mahalle gibi. Burası üst taraftaki bölüme göre daha kalabalık ve doğası daha güzel.

Antik dönemde Daskyleion / Daskilium gibi adlarla anılan bir yer. Bu ad Luwi – Pelesgos dilinde ‘Skvla’ (Skili) / adacık sözcüğünün değişikliğe uğraması sonucunda oluşmuş. Sonraları Eşkel, Eskil ve Esence gibi adlar almış. Köyün tam deniz kıyısındaki mahallesinin adı ‘Demirkapı. Yakınında ‘Kaleyanı’ denilen bir mevki var. Burası sessiz, sakin bir yaşam isteyenler için ideal bir yer.

Eşkel, antik dönemin önemli bir limanıydı. Daha sonraları Tirilye ve Mudanya limanları gelişince burası ikinci plânda kaldı. Burada zaman zaman yapılan kazılar esnasında çok eski bir limanın kalıntılarına rastlanmakta. Ayrıca eski küçük bir kale kalıntısı olduğu da söylenir. Görünürde toprak üstünde tarihi anlamda pek bir şey yok. Ancak liman ve çevresinde yapılacak kazılarla birtakım tarihi eserler ortaya çıkarılabilir. Buraları halen tarihi SİT alanı. Halkın ‘Gümbürdek’ dediği mağara, kale kalıntılarının altında bulunuyor.

Plinus, Ptolomaios, Hasluck ve Ramsey gibi yazarlar Daskyleion adlı antik kentin, Triglia’nın (Tirilye) 7 mil kadar batısında olduğunu yazarlar. Anlatılanlardan, burasının şimdiki Esence / Eşkel olduğu ortaya çıkıyor. Bazı kaynaklarda ise; iki ayrı Daskyleion yerleşmesinden bahsedilir. Bunlardan birinin Manyas Gölü’nün doğusunda bulunduğu ve adı geçen bu yerin Perslerin önemli toplanma merkezlerinden biri olduğu ifade edilir. Diğeri de Eşkel’in batısındaki kumsalın altında kalıntıları bulunan antik Daskyleion kenti. Bizim anlatmak istediğimiz yer burası. Bir görüşe göre de, adı geçen kentin kalıntılarının Hançerli

İznik (Nikaia) – Gemlik (Kios) – Mudanya (Myrleia) ‘antik yolu’ Mudanya’dan sonra Tirilye’den geçerek Eşkel’e kadar uzanıyordu. Burası Güneydoğu Marmara kıyılarının son limanı idi. Yolun buradan itibaren Miletopolis’e dek uzandığı bazı eski kayıtlarda yer almış.

Bir kaynakta, Bizanslılar döneminde Nikaia (İznik ) taraflarından gelen bir papazın, Caseria Germenika (Yaylacık ya da Kapanca diye bilinen yerlerden biri olabilir) denilen kentten sonra bir ırmaktan geçerek Eşkel’e ulaştığı yazılı. Belki de, anılan bu ırmak Ketendere’dir.

Köy çevresinde Rumcayı çağrıştıran Paçoz, Felemenoz, Tırnakatan Ayazması gibi yer adları var. Bu mevkiler genelde eski liman çevresinde.

Tirilye sahilinden 12,5 km. kadar batıya doğru gidildiğinde Eşkel burnuna ulaşılır. Buradaki tepenin arkasında (güneybatısı) küçük bir koy var. Koyun derinliği 12 metreyi buluyor. Burası doğal bir liman. Deniz motorları ve küçük gemiler demirleyebilir veya küçük iskeleye yanaşabilirler. Eşkel’in ilk kurulduğu yerin burası olduğu sanılıyor. Osmanlı döneminde ‘Kite’ (Ürünlü) kazasına bağlı bir liman durumundaydı. Antik dönemden beri kullanıldığı sanılan tuzlası, 30 – 35 yıl kadar önce ortadan kaldırılmış.

Denizin üst tarafındaki yamaçta kurulu bulunan asıl köyün evleri genelde deniz yönüne bakıyor. Buradan güzel bir manzara izlenir. Bu bölüm 200 hane ve bin kadar nüfusa sahip. Eski kâgir evler yıkılarak yerlerine betonarme konutlar ve çok katlı binalar kondurulmuş. Eski dönemi yansıtan hiçbir ev çarpmadı gözümüze.

Sahildeki bölümde yer alan küçük körfezin etrafındaki yamaçlarda, pek çok villa tipi yazlık ev, daire ve barakalar yer almakta. Hilâli andıran sahil boyu çok güzel. İncecik bir kumu var. Son yıllarda küçük körfeze fazla uzun olmayan bir mendirek ile balıkçı barınağı yapılmış. Kıyıdan deniz içine doğru 150 m. kadar ilerleyince dahi su, normal bir insan boyunu geçmez. Yaz – kış sürekli olarak burada oturanlar da var. Evlerin birçoğu tek ve iki katlı villa tipinde. Yaz aylarında oldukça kalabalık, iğne atsan yere düşmez, nüfusu 20 bin ila 25 bini buluyor. Kış aylarında ise 2 bin 500 – 3 bin arasına iner.

2015 yılı temmuzunda mahalle muhtarlığı tarafından sahil kesiminde festival havasında bir etkinlik düzenlendi. Bunun geleneksel hale getirilmesine çalışılıyor.

Her hafta çarşamba günleri sabahleyin aşağıdaki mahallede, öğleden sonra da yukarıdaki mahallede pazar kuruluyor. Köyü ziyarete gittiğimizde köy meydanında pazar vardı. Köy, çevrenin merkezi durumunda. Ulaşım olanakları gayet iyi. Mudanya’ya, İzmir yoluna ve batıdaki birkaç köye asfalt yollarla bağlı. Köyde kalkınma kooperatifi bulunuyor. Sağlık ocağı ve ebesi var. Çevredeki köylerin eğitim – öğretim çağındaki çocukları, okumak için buradaki okula geliyorlar.

Köye gittiğimiz gün, halkın önemli bir bölümü zeytin toplamaya çıkmıştı. Bir iki kişi zeytin alımı yapıyordu. Daha önceleri burada bağcılık da yaygındı. Hasat edilen üründen şarap, pekmez ve sirke gibi ürünler elde ediliyordu. Bu mallar limandan yelkenli ya da motorlu kayıklarla İstanbul’a gönderilir, oradan da başka şeyler getirilirdi. Buradaki iskele 1970’li yıllara değin kayıklarla mal getirilmesinde ve buradan taşınmasında kullanılmış. Yük kayıkları geliş – gidişlerinde genelde körfezin karşı kıyısındaki Armutlu’ya da uğrarlardı. Bu nedenle Armutlu’da, köylü kayıkçıların akrabaları, yakın arkadaşları ve dostları vardı. Bu nakiller sırasında fırtınaya yakalanan kayıklarda birçok kişinin yaşamını yitirdiği söyleniyor.

Köyde 5 bin 500 dekar arazi ekilip biçiliyor. 2 bin dekar kadar da komşu köylerden kiralanıyor. En çok zeytin, kara incir, şeftali gibi meyveler yetiştiriliyor. Sebze üretimi de yapılıyor. Soğan dikimi çok azalmış. Köye ait 40 bin dolayında zeytin ağacı var. Zeytin rekoltesi yıllık 3 bin ton civarında. İklim koşullarına bağlı olarak bazı yıllarda üretim beklenenden fazla ya da az olabiliyor. Zeytinyağı ve sabun üretimi yapılıyor. Halkın gelir ve geçim durumu gayet iyi. Traktör ve özel otomobili olan pek çok çiftçi var. Kooperatif tarafından bir zeytinyağı üretim imalathanesi kurma girişimi var. Köyde işsizlik sorunu yok. Gençler tarım alanlarında ya da turizm sektöründe çalışma olanakları bulabiliyorlar.

Okur – yazar oranı çok yüksek. Muhtar azalarından biri Ziraat Mühendisi. Yine kooperatif yöneticilerinden biri de Elektronik Mühendisi.

GeçmişteTirilye’ye (Zeytinbağı) bağlı bir köy iken, değişen idari yapı nedeniyle şimdi doğrudan doğruya Mudanya merkez ilçeye bağlı. İlçenin batı sahillerinde bulunur. Karacabey ilçe sınırlarına yakın bir konumda yer almakta. Marmara denizindeki İmralı adasının karşısında. İyi havalarda İmralı Adası ve Armutlu Burnu rahat bir şekilde görülür.

 

EŞKEL-İ KEBİR-BÜYÜK EŞKEL

Osmanlı dönemindeki ‘kadı sicilleri’nde adı, ‘Eşkel-i Kebir’ olarak geçmektedir. Anlamı ‘Büyük Eşkel’ demektir. Yukarıdaki ifadelerden o zamanlar burada Eşkel adlı bir başka yerleşme daha bulunduğu anlaşılıyor. Yalnız öteki Eşkel’in nerede olduğu tam belli olmamakla birlikte, büyük bir olasılıkla sahilde bulunduğunu sanıyoruz. O dönemde burası Yıldırım Bayezit’in damadı Emir Sultan’ın vakıf köyleri arasında yer almaktaydı. XV. yüzyıldaki ‘Emir Sultan Vakıfları’ arasında adı geçmektedir. Emir Sultan’ın XIV. yüzyıl sonları ile XV. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı düşünülürse, Türklerin en geç XV. yüzyılda buraya yerleşmiş olduğunu söylemek mümkün. Köy o zamanlar Kite (Ürünlü) kazasına bağlı idi. Ancak o yıllarda ‘Eşkel- i Kebir’ ve ‘Eşkel-i Sagir’ diye iki köy bulunuyordu. Bunlar; ‘Esence-i Kebir’ ve ‘Esence-i Sagir’ diye de bilinirler. Büyük olanı Müslüman / Türk, diğeri ise Rum’du.

XV. ve XVI. yy.larda büyük olanı 83 hane, küçüğü ise 12 hanedir. Bir haneyi yaklaşık olarak 5 kişi kabul edersek, Büyük Eşkel’in 415, ‘Küçük Eşkel’in de 60 nüfusa sahip olduklarını söylemek mümkün. Bu sayılar biraz fazla biraz eksik olabilir.

Anlatılanlardan ve belgelerden anlaşıldığı kadarıyla, buranın tarihi Türklerden çok daha eskiye dayanıyor. Daskyleion / Dascilium denilen antik kent, bu köyün yakınında bulunuyordu. Burası Prusa’nın (Bursa) önemli limanları arasındaydı. İstanbul ile Bursa arasında önemli bir bağlantı noktası teşkil ediyordu.

Kurtuluş Savaşı sırasında 100 hane kadar olan köy, yakılıp yıkılmış, sadece 17 ev sağlam kalmış. Çok sayıda insan yaşamını yitirmiş.

Köy halkından 1908 doğumlu Kâzım Kavas o günleri şöyle anlatıyor:

“Çal Bayırı’na yığılmış millet. Biz de gittik oraya. O tepeden köy görünüyor. Evler yanıyor. Bizim köyde kalan birkaç ihtiyar vardı, onları öldürmüşler. Gece ekmek almaya gelen Hasan Ağa, ‘Ah (!) öldürmüşler bunları’, demiş. Yine orada küçük bir kız varmış; ‘Dede, ben canlıyım’ demiş. Vurmuşlar ona da ama ölmemiş. O kız sonra öldü. Yunan’dan kaçarken adam kızını bırakıyor. Atmış kızını denizin boyuna, geriden gelenler almış kızı. Halâ yaşıyor. Adı Ayşe. Geriden gelenler vermişler kızı anasına, yani can cana baş başa. İşte giderken bütün köyü yakıyorlar. Bandırma yolunda mapusane varmış, orayı bile yakıp gitmişler.”

Cumhuriyetin ilk yıllarında burada bir ilkokul vardı. Mudanya’nın okulu olan birkaç köyünden biriydi. O yıllarda burada Recep Efendi adlı bir muallim (Öğretmen) görev yapmış.

1927 yılındaki ilk nüfus sayımında 138 haneli, nüfusu 553 olarak tespit edilmiş.

Diğer yıllardaki nüfusu da şöyledir:

1940: 697, 1955: 837, 1970: 822, 1980: 1014, 1990: 1528 ve 1997’de ise 2283 kişi. 2011’de 1079, 2012’de 1048 olarak tespit edilmiş.

2012’deki nüfusun 520’si erkek, 523’ü de kadın.

2014 yılı nüfusu 1027.

Tarım, zeytincilik, balıkçılık ve turizm başlıca geçim kaynakları.

Muhtar Mehmet Eker, köyü hakkında bize detaylı bilgiler verdi.

Ekşi Sözlük’ten; Arapça’da “beyaz kuzu” anlamına gelirmiş Eşkel. Eşkelli balıkçılar “Kuzular devrilmeye başlayınca ağları toplama zamanıdır” derlermiş.

BİR ÖNERİ: Bursa Büyükşehir Belediyesi, Mudanya Belediyesi ve Karayolları Genel Müdürlüğü işbirliği yaparak, Bursa – Mudanya yolunun Tepederbent Mevkii’ndeki yeni yapılan kavşaktan batıya doğru dönüp Mudanya Devlet Hastanesi’nin önünden giden tali yolu devam ettirip, İpekyayla ile Mirzaoba köylerinin kuzey taraflarından geçirerek Tirilye’nin güneybatısındaki İzkayalar denilen mevkide Tirilye – Esence (Eşkel) kavşağına bağlayıp, buradan da batıya doğru devam ettirerek kısa yoldan, Esence’ye (Eşkel) ulaşılmasını sağlayabilirler. Bu şekilde Mudanya içinden geçen ana yol da ‘bypass’ edilmiş olur. Alternatif bir yol ortaya çıkar. Böylece Mudanya içinden Tirilye ve Eşkel’e doğru ulaşan yolun trafik yükü bir ölçüde azaltılmış olur. Diğer yandan bahsi geçen yol kullanılarak yaz aylarında Bursalıların Eşkel’in altın kumlu güzel plajına, daha kısa yoldan daha çabuk bir şekilde ulaşmaları da sağlanmış olur.

Böyle bir düşüncemizi de ilgililere iletmiş olalım.

Kaynak: http://www.yesilbursadergisi.com/yazar/tarihten-gunumuze-esence-eskel-koyu-762.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s